bıktırmak

v. disgust, sicken, tire, cloy, crowd, do to death, irk, pall, pall on, wearisome, weary, give the willies
* * *
annoy

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • bıktırmak — i Bıkmasına yol açmak, bıkkınlık vermek, usandırmak Bilmiyorum fakat bu Müfit meselesi beni bıktırdı. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bezdirmek — i, den Bıktırmak, usandırmak, bıkkınlık vermek O günden sonra bu neşeli İstanbul yolcusunun hatta beni bezdirmek için bile bir kerecik dışarıya çıktığını hatırlamıyorum. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bıktırma — is. Bıktırmak işi Birbirine benzemekten, bir örneklikten sizi bıktırmalarının imkânı yoktur. H. C. Yalçın …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • usanç vermek — usandırmak, bıktırmak Binlerce kahraman, bu yazın usanç veren günlerini de ateşe, ısınmış demire karşı ve kızgın toprak üstünde geçirecekler. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tat vermek — 1) acı, tatlı, ekşi vb. bir tat kazandırmak 2) mec. hoşa giden bir duruma sebep olmak 3) mec. bıktırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bökütmek — doyurmak, bıktırmak II, 309 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • todgurmak — doyurmak, bıktırmak I, 261; II, 76, 176, 177, 255, 324; III, 424bkz: to ğurmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • yıldırmak — düğünlerde oynarken birbirlerinden iyi oynama bıktırmak usandırmak …   Beypazari ağzindan sözcükler

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.